Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ayasofya’da devam eden restorasyon çalışmaları kapsamında tarihî tünellerin, su kanallarının ve mahzenlerin incelendiğini açıkladı. Bugüne kadar yaklaşık 3 bin ton çamur ve molozun çıkarıldığı yer altı alanlarının, koruma ve güvenlik çalışmalarının tamamlanmasının ardından uygun bölümlerinin ziyaretçilere açılması hedefleniyor.
İstanbul’un en önemli kültürel miras yapılarından Ayasofya’da yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmaları, yapının yer altındaki tarihî alanlarını da gün yüzüne çıkarıyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında basın mensuplarıyla gerçekleştirdiği buluşmada, Ayasofya’nın altında bulunan tüneller, su kanalları ve mahzenlerde sürdürülen çalışmalara ilişkin yeni bilgiler paylaştı.
Ayasofya’da Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı restorasyon, konservasyon ve güçlendirme çalışmalarının gerçekleştirildiğini belirten Ersoy, yapının hem mimari bütünlüğünün korunmasına hem de daha önce erişilemeyen tarihî bölümlerinin araştırılmasına öncelik verildiğini aktardı.
Yer Altından Yaklaşık 3 Bin Ton Çamur ve Moloz Çıkarıldı
Ayasofya’nın yer altındaki tarihî alanlarında devam eden temizlik, belgeleme ve koruma çalışmaları kapsamında bugüne kadar yaklaşık 3 bin ton çamur ve moloz çıkarıldı. Böylece uzun yıllardır erişilemeyen bazı bölümlerde inceleme yapılması mümkün hâle geldi.
Tarihî tünellerin yanı sıra su kanalları, mahzenler ve farklı amaçlarla kullanılmış mekânların araştırıldığını açıklayan Bakan Ersoy, çalışmalar ilerledikçe yeni alanlara ulaşıldığını ifade etti.
Yer altındaki yapıların İstanbul’un geçmişteki su yönetimi ve altyapı sistemleri hakkında önemli bilgiler sunduğunu belirten Ersoy, yağmur sularının tahliyesi ve su dağıtımı için kullanılan sistemlerin incelendiğini aktardı. Bazı geçitlerin insanların yürüyebileceği büyüklükte olduğu, ancak alanların tamamının işlevlerinin ve tarihsel bağlantılarının henüz belirlenemediği bildirildi.
Ayasofya’nın kuzeydoğu bölümünde bulunan dört odalı yer altı mezarında, diğer adıyla hipojede sürdürülen araştırmalar ise yapının inşasından önceki dönemlere uzanan tarihî izlerin anlaşılmasına katkı sağlıyor.
Tarihî Alanlar Koruma Çalışmalarının Ardından Ziyaretçilerle Buluşacak
Bakan Ersoy, Ayasofya’nın yer altındaki tarihî alanlarının kamuoyuna tanıtılmasının planlandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Ayasofya’nın yer altı, en az üst yapısı kadar ilginç. Yakın bir tarihte bu alanları öncelikle basın mensuplarımıza tanıtmak, sizlere çalışmalarımızı yerinde göstermek istiyoruz.”
Yer altı bölümlerinin tamamının ziyarete açılmasının söz konusu olmadığını, ziyaret edilebilecek alanların bilimsel değerlendirmeler doğrultusunda belirleneceğini vurgulayan Ersoy, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Ardından gerekli koruma, güvenlik ve ziyaretçi altyapısı çalışmaları tamamlanan uygun bölümleri halkımızla buluşturmayı hedefliyoruz. Hangi alanların ziyarete açılabileceğini bilimsel incelemeler ve güvenlik koşulları belirleyecek.”
Ayasofya’da Restorasyon Çalışmaları Devam Ediyor
Yer altındaki araştırmalarla eş zamanlı olarak Ayasofya’nın ana kubbesi ve taşıyıcı sistemlerinde güçlendirme çalışmaları sürdürülüyor. Mihrap ve minberin bulunduğu doğu bölümünün üzerindeki yarım kubbede de yeni bir restorasyon aşamasına geçildi.
Yapılan statik analizler ve modellemeler doğrultusunda güçlendirilmesi gereken bölümlerde, tarihî mimari unsurların korunmasına yönelik uygulamalar gerçekleştiriliyor. Mozaik, kalem işi ve mermer yüzeylerin konservasyonu için doğu yarım kubbeye erişim sağlayacak çelik çalışma platformunun kurulmasına başlandı.
Vakıflar Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Bilim Heyeti ve Koruma Kurulu kararları doğrultusunda yürütülen çalışmalar sırasında Ayasofya’nın ibadete ve ziyarete açık kalması da gözetiliyor.
Ayasofya’nın bugüne kadar ziyaretçilerin erişimine kapalı olan yer altı bölümlerinin koruma çalışmalarının ardından kısmen ziyarete açılması, İstanbul’un kültürel mirasının farklı tarihî katmanlarının tanıtılmasına yeni bir olanak sağlayacak.

