Dünyanın En İyi 50 Oteli 2025 listesi, 30 Ekim Perşembe günü Londra’da düzenlenen ödül töreninde açıklandı. Bu yılın en iyi konaklama yerlerinin sıralamasına göz atın ve bir sonraki yurt dışı seyahatinizde en yerlerde konaklayın.
50. Mandapa – Bali, Endonezya

Ubud’un yemyeşil tepeleri arasında gizlenen Mandapa, adeta “köy içinde bir köy” atmosferiyle huzurun tanımını yeniden yapıyor. Geleneksel Balili mimarinin zarif dokunuşları, modern konforla buluşarak misafirlere hem mahremiyet hem de bölgenin ruhunu hissettiren dingin bir kaçış sunuyor.
49. Hotel Sacher – Viyana, Avusturya

1876 yılında, ünlü Sacher-Torte pastasının yaratıcısının oğlu Eduard Sacher tarafından açılan Hotel Sacher, Avusturya misafirperverliğinin simgesi olmaya devam ediyor. Gelenek, lüks, kültürel zenginlik ve Avusturya’ya özgü sıcaklığın kusursuz bir uyumla buluştuğu bu otel, geçmişin zarafetini günümüz konforuyla harmanlayan eşsiz bir konaklama deneyimi sunuyor.
48. Grand Park Hotel Rovinj, Hırvatistan

Işıltılı Adriyatik kıyılarına bakan 209 oda ve süitten oluşan Grand Park Hotel Rovinj, Hırvatistan’ın gelişen konaklama sahnesinin göz kamaştıran yıldızı olarak öne çıkıyor. Nefes kesen manzaralarının ötesinde, dünya standartlarında bir wellness merkezi, 50 metrelik sonsuzluk havuzu ve yedi farklı restoran ile bar seçeneğiyle misafirlerine eksiksiz bir lüks deneyimi sunuyor.
47. Estelle Manor – Witney, İngiltere

Oxfordshire kırsalında yer alan bu özel otel, zarif bir üye kulübünü andıran atmosferiyle dikkat çekiyor. Kırsal İngiliz tarzının özgün detaylarıyla harmanlanan iç mekânlar, hem sakin hem de sosyal bir ambiyans yaratıyor. Her biri kendine özgü tasarıma sahip 108 odada kadife, pirinç ve mermerin zarif uyumu öne çıkarak sofistike bir konfor sunuyor.
46. Hotel The Mitsui – Kyoto, Japonya

Kyoto’nun ruhunu yansıtan Hotel The Mitsui, 2020 yılında kapılarını açtığından bu yana Japonya’nın eski başkentinin tarihi dokusunu modern lüksle buluşturuyor. Otelin kalbinde yer alan termal spa merkezi, özel onsen banyoları ve terapi odalarıyla misafirlere benzersiz bir rahatlama deneyimi sunuyor. Konaklamanız sırasında Nijo Kalesi’nin büyüleyici manzarasını seyretmek için mutlaka zaman ayırın.
45. The Tokyo Edition Toranomon – Tokyo, Japonya

Toranomon iş bölgesinde bulutlara dokunan bir gökdelenin üst katlarında yer alan The Tokyo Edition, markanın kendine özgü zarafetini ve kusursuz stilini etkileyici bir ustalıkla yansıtıyor. 205 odasının her biri minimalist çizgilere ve çağdaş tasarım anlayışına sahip; Edition’ın imzası haline gelen huzur veren beyaz tonlarıyla bütünleşerek sofistike bir atmosfer oluşturuyor.
44. Las Ventanas al Paraíso – Las Cabos, Meksika

Los Cabos’un lüks konaklama sahnesinin vazgeçilmez adreslerinden biri olan bu otelde, ünlüler, aileler ve genç gezginler yan yana konaklıyor. Temel odalar 960 metrekarelik şirin alanları ve özel verandalarıyla rahat bir konfor sunarken, asıl ilgi odağı deniz kenarındaki özel evleri andıran villalar. Bu villalarda medya odaları, spor salonları, özel havuzlar ve kişisel hizmet sunan uşaklar gibi lüks detaylar misafirleri bekliyor.
43. The Mark – New York, ABD

The Mark, ışıltılı New York’un kalbinde kendine sağlam bir yer edinmiş durumda. 2009’dan bu yana pek çok ünlüyü ağırlayan 152 oda ve süitin her köşesinde nötr tonlar, yumuşak şeftali pembeleri ve akçaağaç ile nikel gibi Art Deco dokunuşlar öne çıkıyor. Moda dünyasının kraliçesi Anna Wintour’un Met Gala hazırlıklarına ev sahipliği yapması da otelin prestijini pekiştiriyor.
42. Hotel Bel-Air – Los Angeles, ABD

Beverly Hills’in merkezine sadece üç mil uzaklıkta olmasına rağmen, Hotel Bel-Air’in 12 dönümlük huzur cenneti, çevresindeki hareketliliğin milyonlarca mil ötesindeymiş gibi bir his veriyor. 103 oda ve süiti, uzun yıllardır seçkin gezginler ve Hollywood yıldızları için kaybolup dinlenebilecekleri bir sığınak olarak öne çıkıyor. Otelin kartpostallık güzellikteki spa’sı ise bu deneyimin zirve noktası.
41. Mandarin Oriental – Hong Kong

Bugün dünya çapında tanınan Mandarin Oriental markasının doğduğu yer olan Hong Kong’daki amiral gemisi otel, 1963 yılında kapılarını açtı ve o günden bu yana uluslararası bir ikon olarak kabul ediliyor. Zarif ve cömert Asya misafirperverliği sayesinde yıllar boyunca prestijini koruyan otel, 2026 sonlarında tamamlanması planlanan kapsamlı bir yenileme ile mekanlarını yeni bir seviyeye taşıyacak.
40. Singita – Kruger National Park, Güney Afrika Cumhuriyeti

“Sakince toprağa dokun” felsefesiyle hareket eden ekoturizm öncüsü Singita’nın Kruger Ulusal Parkı’ndaki iki tesisi, Lebombo ve Sweni, güneşin sıcaklığında lüks bir konaklama sunarken, güçlü sosyal ve çevresel değerlerle de destekleniyor. Sürdürülebilirliğe öncelik veren akıllı mimarisi, felsefesi ve anlayışı, otelin Johnnie Walker Art of Design Ödülü’nün ilk sahibi olmasını da sağladı.
39. One&Only Mandarina – Riviera Nayarit, Meksika

Sierra de Vallejo rezervinin tropikal yağmur ormanları ile Pasifik Okyanusu arasında yer alan bu 88 dönümlük lüks yapı, uçurum kenarına konumlanmış 105 villasıyla misafirlerini büyülüyor. Tavan kadar uzanan cam pencereler, polo sahaları, dünya çapında ünlü şeflerin yönettiği restoranlar ve 7/24 butler hizmeti ile konfor ve ayrıcalık bir arada sunuluyor.
38. The Taj Mahal Palace – Mumbai, Hindistan

Taj Mahal Palace, Mumbai’nin simgesi konumunda. 1903’te açıldığında tamamen Hindistan’a ait ilk lüks otel olan bu yapı, o günden bu yana kimliğini ve karakterini koruyor. Odaların içinde, özenle dokunmuş halılar, ipek perdeler, dört direkli yataklar ve kristal avizeler, konuklara saray atmosferini eksiksiz şekilde yaşatıyor.
37. Janu – Tokyo, Japonya

36. Hôtel de Paris Monte-Carlo, Monako

Monaco’nun Place du Casino’sunda 1864’ten bu yana ihtişamıyla hüküm süren Hôtel de Paris, büyük bir zarafet simgesi olarak öne çıkıyor. Dışarıdan sade beyaz tente ile dikkat çeken girişinin ötesinde, Art Deco tarzı odalar, klasik Fransız lüks mutfağı ve ünlü Monte-Carlo Beach Club’a ayrıcalıklı erişim sunan tarihi bir ihtişam cenneti bulunuyor.
35. The Lana – Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri

The Lana, 2024’te açılarak Dorchester Collection’ın, Dubai’nin gösterişli imajına alternatif olarak sunduğu daha sakin bir lüks konseptine yanıt verdi. Otelin merkezinde sade ama sofistike bir lüks yatarken, her detay titizlikle düşünülmüş ve bölgenin ultra şık otelleriyle uyumlu bir kalite sunuyor. Tüm tasarım ise otelin imza rengi olan koyu kırmızı tonlarıyla bir araya geliyor.
34. The Calile – Brisbane, Avustralya

Rahat Avustralya ruhu, Palm Springs ve Miami’nin enerjik tarzıyla The Calile’de buluşuyor. Şeftali, gül ve antep fıstığı tonlarının hakim olduğu nötr ve şık renk paleti, hem iç hem dış mekânlarda tropik iklimin tadını çıkaracak şekilde tasarlanmış. 30 metrelik havuz ise otelin merkez noktası olarak öne çıkıyor; çevresi geniş ve renkli şezlonglar ve cabanalarla çevrili.
33. Maroma – Cancun Riviera Maya, Meksika

Meksika’nın Riviera Maya ormanlarının derinliklerine gizlenmiş Maroma, bölgenin ruhunu yansıtan bütüncül bir konaklama deneyimi sunuyor. 2023’te gerçekleştirilen kapsamlı yenilemenin ardından, otelin her köşesinde özgün Meksika işçiliği kendini gösteriyor; ister ortak alanlardaki sanat eserlerinde, ister süitlerdeki zarif fayans ve kumaş detaylarında, misafirlere eşsiz bir estetik deneyim sunuluyor.
32. The Emory – Londra, İngiltere

Maybourne Hotel Group’un 50 yıl aradan sonra Londra’daki ilk oteli olan The Emory, 2024’te şehrin açılan ilk tamamen süit oteli olarak kapılarını açtı. Konuklar, standart olarak bavulların açılması ve ütülenmesi hizmeti, dört katlı özel üye spa’sına erişim ve diğer dünya standartlarında ayrıcalıklarla karşılanıyor. Özel jetle gelenler için ise helikopter transferi hazır bekliyor.
31. Raffles London at The OWO – Londra, İngiltere

Başlangıçta Winston Churchill’in savaş zamanı hükümeti için Eski Savaş Ofisi olarak kullanılan Raffles London at The OWO, tarihi bir İngiliz binasını şehrin önde gelen konaklama noktalarından birine dönüştürüyor. Mobilyalar çevresine uygun şekilde tarihî ve görkemli, Raffles’ın imza niteliğindeki sıcak misafirperverliği ise bu deneyimi tamamlıyor.
30. La Mamounia – Marakeş, Fas

1923’te kapılarını açtığından bu yana La Mamounia, yüksek tasarım anlayışı, ultra lüks iç mekânları ve sınıfının en iyisi hizmet anlayışıyla dünyanın en prestijli konaklama adreslerinden biri olarak öne çıkıyor. Odalarda ve süitlerde Fas estetiğinin zarif detayları göze çarparken, özenle bakılmış bahçeleri ise yabani zeytin ve portakal ağaçlarının kokusuyla dolup taşıyor.
29. The Connaught – Londra, İngiltere

İnşa edildiği 1897 yılından bu yana üstün hizmet anlayışının simgesi olan The Connaught, Londra’nın seçkin dünyasının vazgeçilmez adreslerinden biri. Odalar, geleneksel İngiliz tasarım motiflerini yansıtırken, koyu ahşap ve kırmızı tonlar eski dünyanın ihtişamına adeta bir zaman kapsülü sunuyor. Otelde konaklamayanlar için ise bar, efsanevi martinisinin ünüyle kendi başına bir çekim merkezi haline gelmiş durumda.
28. Soneva Fushi – Baa Atolü, Maldivler

“Ayakkabı yok, yeni haber yok” felsefesinin öncüsü Soneva Fushi, 1995’te açıldığında Maldivler’deki konukseverliği bambaşka bir boyuta taşımıştı. Bugün 63 özel villadan oluşan tesis, her misafirin deneyimini kişiselleştirmek için konaklama boyunca kendi şahsi hizmetlisine sahip. İşte bu eşsiz yaklaşım, otelin 2025 SeiBellissimi Art of Hospitality Ödülü’nü kazanmasının başlıca nedenlerinden biri.
27. Hôtel du Couvent – Nice, Fransa

Hôtel du Couvent, 2024’te kapılarını açarken 17. yüzyıldan kalma bir manastırı modern bir otele dönüştürdü. Tarihi yapının mimari dokusu ve huzur dolu atmosferi özenle korunurken, yer altındaki spa ve Chelsea Flower Show ödüllü bahçıvan Tom Stuart-Smith tarafından hayat verilen kartpostallık manastır bahçeleri yepyeni bir deneyim sunuyor.
26. Hotel il Pellicano – Grosseto Porto Ercole, İtalya

1965’te özel bir kulüp olarak kurulan Il Pellicano, Monte Argentario’nun gizli bir koyunda İtalyan misafirperverliğinin klasik bir simgesi haline geldi. Bugün CEO Marie-Louise Scio, otelin orijinal cazibesini korurken modern ve çağdaş dokunuşlarla “la dolce vita (tatlı hayat)” ruhunu yaşatmaya devam ediyor.
25. Aman – Tokyo, Japonya

Tokyo’nun hareketli yaşamını geride bırakıp Aman Tokyo’nun 33. kattaki ferah lobisine adım attığınızda, huzurun içinde kayboluyorsunuz. Işık, mekan ve dinginlik otelin temel felsefesini oluşturuyor. Yüksek tavanlı, minimalist ve açık planlı alanlar ise düzenlemeleriyle dikkat çekiyor. Japon kaligrafisi ve sanat eserleri ise son dokunuşlarıyla mekânı tamamlıyor.
24. Rosewood – Sao Paulo, Brezilya

Rosewood’un Güney Amerika’daki ilk tesisi, şehrin merkezindeki Cidade Matarazzo bina kompleksi içinde yer alan, mimarisiyle büyüleyen ve sanat dolu bir şehir. 180 oda ve süit, dönüştürülmüş bir doğumhanede konumlanmış; ultra lüks, özel tasarım mobilyalar ve bol yeşilliklerle hayat buluyor.
23. Hôtel de Crillon – Paris, Fransa

Concorde Meydanı’na bakan Hôtel de Crillon, bir saray oteli deneyimi sunuyor. 1758’de IV. Louis’in talimatıyla inşa edilen yapı, Paris’in en lüks konaklama adreslerinden biri haline gelmiş; ünlüler, moda ikonları ve lüks yolcuların vazgeçilmez durağı olmuş. Muhteşem Bar Les Ambassadeurs’ta bir kokteyl deneyimini kaçırmayın.
22. Bulgari Rome – Roma, İtalya

Bulgari Roma, Augustus Mozolesi ve Richard Meier’in Ara Pacis Müzesi’nin üzerinde yükselen 1930’lar rasyonalist sarayında, antik Roma tarihini modern zarafetle buluşturuyor. El kesimi mermer mozaikler ve Murano camları, tarihi Roma taşları ve Bulgari’nin ihtişamına uygun lüks mobilyalarla yan yana sunularak eşsiz bir estetik deneyim yaratıyor.
21. Cheval Blanc – Paris, Fransa

Seine Nehri kıyısındaki ikonik La Samaritaine binasında yer alan Cheval Blanc, Paris’in klasik lüks anlayışını kusursuz şekilde yansıtıyor. Binanın Art Deco mirası, krem altın tonları ve zengin dokularla dolu, ışıkla dolup taşan odalarda kendini gösteriyor. Konaklamanız sırasında, Dünyanın En İyi 50 Restoranı 2025’te 14. sırada yer alan şef Arnaud Donckele’nin fine dining mabedi Plénitude’u ziyaret etmeyi ihmal etmeyin.
20. Jumeirah Marsa Al Arab – Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri

Yat şeklindeki bu otel, Dubai silüetine çarpıcı bir dokunuş sunuyor ve mega otellerin alışılmış kalıplarının dışına çıkıyor. Koridorlar bir yatın kıvrımları gibi şekillenmiş, ortak alanlar ise samimi küçük köşelere ayrılmış. Odalar ise devasa ve soğuk hissettirmek yerine, deniz manzaralı ferah kabinleri andırıyor.
19. Le Bristol – Paris, Fransa

Adını 18. yüzyıl gezgini ve konfora düşkünlüğüyle tanınan Bristol Dördüncü Kontu Frederick Hervey’den alan bu ikonik yapı, kapılarını 1925’te açtı. Geçen yüzyıl boyunca Coco Chanel, Pablo Picasso, Piet Mondrian ve Salvador Dali gibi prestijli isimler de dahil olmak üzere, Paris’in kültür dünyasının uğrak noktası oldu.
18. Desa Potato Head – Bali, Endonezya

Seminyak’ın sessiz bir köşesinde plaj kulübü olarak başlayan bu otel, bugün süitler, stüdyolar ve bir topluluk merkeziyle bir “yaratıcı köy”e dönüşmüş durumda. Otelin temel felsefesi çevre dostu uygulamalara dayanıyor. Tek kullanımlık plastik kullanımının sıfır olması ve eşsiz atık azaltma yöntemleri, 2025 Eco Hotel Ödülü’nü kazanmasının başlıca sebepleri arasında.
17. Four Seasons Astir Palace – Atina, Yunanistan

Ege Denizi’nin dalgalarına bakan, çam ağaçlarının kokusuyla çevrili Atina Rivierası’nın cennet köşesi Astir Palace, 1960’lardan bu yana Atina’nın gözde tatil beldesi konumunda. Four Seasons yönetimi altında yapılan 700 milyon dolarlık yatırım, tesisi 21. yüzyıla taşırken misafirlerin rahatlaması ve konforunu öncelik haline getiren bir atmosfer yaratıldı.
16. Claridge’s – Londra, İngiltere

1856’da açıldığından bu yana Claridge’s, İngiliz yüksek sosyetesinin gözdesi oldu. Odalar Regency tarzını yansıtırken, sakin toprak tonları ve zarif mavi dokunuşlarla harmanlanmış bir renk paleti sunuluyor. Mahremiyetiyle de ünlü olan otel, Mick Jagger ve Kraliçe II. Elizabeth dahil olmak üzere pek çok ünlü, politikacı ve kraliyet mensubu için uzun yıllardır güvenli bir kaçış noktası oldu.
15. Bulgari – Tokyo, Japonya

Bulgari’nin sekizinci oteli, saf ve olgun bir ihtişamı İtalyan modasıyla çağdaş Japon estetiğini harmanlayarak sunuyor. Siyah granit ile beyaz mermerin yan yana geldiği mekanlarda, altın tavanlar ve zarif çiçek detayları gökyüzüne uzanan alanlarda öne çıkıyor.
14. Mandarin Oriental Qianmen – Pekin, Çin

Mandarin Oriental’in Pekin’deki ikinci tesisi, geleneksel lüks otel odalarından vazgeçerek, bir dizi hutong (dar sokak) boyunca konumlanmış 42 bireysel siheyuan’a (geleneksel avlu evleri) hayat veriyor. Her konaklama birimi hem son teknolojiye sahip hem de tarihi dokusunu koruyor; eski ahşap kirişlerden geleneksel sanat eserlerine ve özenle düzenlenmiş avlu bahçelerine kadar her detay buna tanıklık ediyor. Daha bir yılı doldurmayan bu yenilikçi otel, 2025 Nikka Best New Hotel Ödülü’nün sahibi oldu.
13. Royal Mansour – Marakeş, Fas

Royal Mansour Marrakech, 2010’da Kral Mohammed VI’nın titiz gözetimi altında kapılarını açtı. Amaç yalnızca bir Fas oteli yaratmak değil, Fas kültürünü somut bir biçimde yansıtmaktı. Yiyeceklerden kumaşlara kadar her detay, Kuzey Afrika ülkesini en iyi şekilde sergiliyor. Bu yıl otel, WhistlePig Highest Climber Ödülü’nü ve 2025 Afrika’nın En İyi Oteli ünvanını kazanarak iki önemli başarıya imza attı.
12. Capella – Sidney, Avustralya

Capella’nın Avustralya’daki ilk ve tek tesisi, 192 oda ve süit üzerinde minimalist tasarım, sanat ve Avustralya mirasını bir araya getiren geniş bir sığınak sunuyor. Ahşap zeminler ve yerel sanatçıların eserleri her odada huzur dolu bir atmosfer yaratırken, Waayni sanatçısı Judy Watson’ın heykelleri ortak alanlara özel bir dokunuş katıyor. Bölgesinin en yüksek sıralamalı oteli olan Capella Sydney, 2025 yılında Bocktailed sponsorluğunda “Okyanusya’nın En İyi Oteli” ünvanını aldı.
11. Copacabana Palace – Rio de Janeiro, Brezilya

Rio de Janeiro’nun yaşayan efsanesi Copacabana Palace, 1923’te Brezilya sahiline Avrupa tarzı ihtişamı taşımak amacıyla inşa edildi. Artık dünya çapında tanınan otel, Güney Amerika lüks seyahatinin simgesi oldu. 2025’te listeye etkileyici bir giriş yaparak Lavazza Highest New Entry Ödülü’nü ve “2025 Güney Amerika’nın En İyi Oteli” ünvanını kazandı.
10. Upper House Hong Kong – Hong Kong

Upper House, 2009’da dünyaca ünlü tasarımcı André Fu’nun Hong Kong’daki ilk otel projesi olarak kapılarını açtı. Fu’nun dünyadaki birçok projesine ilham veren bu ilk çalışma, hâlâ en başarılı işlerinden biri olarak öne çıkıyor; kusursuz ve sade tasarımı, Victoria Limanı’na bakan sanat dolu, gökyüzüne uzanan bir huzur vahasında derin bir sakinlik sunuyor.
9. Four Seasons Firenze – Floransa, İtalya

İçerisinde Floransa’nın en büyük özel bahçesini barındıran bu Four Seasons tesisi, dönüştürülmüş 15. yüzyıl Medici sarayında yer alıyor ve İtalyan misafirperverliğinin klasik örneğini sunuyor. Tesisin her detayı tarihle dolu; fresklerle süslü tavanlardan, eski ve gizli şapellerinde düzenlenebilecek özel akşam yemeklerine kadar her köşe, mirası hissettiriyor.
8. Chablé Yucatán – Chocola, Meksika

Chablé Yucatán, 2016’dan bu yana Yucatan ormanlarının kalbinde, wellness odaklı modern kaçamağıyla misafirlerini ağırlıyor. Burada öncelik tamamen rahatlama! Palmiye ağaçlarıyla çevrili huzurlu alanlar ve kapsamlı Maya tedavi programlarıyla bu deneyim doruk noktasına ulaşıyor. İkinci yıl üst üste, Monte Vibiano sponsorluğunda “Kuzey Amerika’nın En İyi Oteli” seçildi.
7. Mandarin Oriental – Bangkok, Tayland

Mandarin Oriental grubunun tarihindeki bir diğer dönüm noktası olan bu nehir kenarı tesis, Tayland’ın başkentinde 150 yılı aşkın süredir şehrin lüks seyahat sahnesinin vazgeçilmezlerinden. Başlangıçta sadece 12 oda ile hizmet veren otel, bugün yaklaşık 400 konaklama birimine ev sahipliği yapıyor ve Michelle Yeoh’dan Stanley Tucci’ye kadar pek çok ünlü tarafından beğeniliyor.
6. Atlantis The Royal – Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri

795 oda, 16 restoran, 17 butik ve 90 havuz: Atlantis The Royal’de her şey maksimum seviyede. 2023’te açıldığından beri Dubai’nin otel sahnesinin en dikkat çeken yapılarından biri olan tesis, büyük ve iddialı karakteri ile lüks olanaklarıyla öne çıkıyor. Bu yıl, hem “2025 Orta Doğu’nun En İyi Oteli” hem de “Lost Explorer 2025 En İyi Plaj Oteli” ödüllerini kazandı.
5. Raffles Singapore – Singapur

Güneydoğu Asya’nın zarif simgesi Raffles Singapore, 1899’da kapılarını açmış olsa da hâlâ heyecanını koruyor. Bembeyaz mimarisi, kusursuz hizmet veren uşakları, orijinal Singapore Sling kokteyli ve ikonik Sikh kapıcılarıyla otel, seyahatin altın çağını büyüleyici bir şekilde yaşatıyor.
4. Passalacqua – Como, İtalya

On sekizinci yüzyıldan kalma bir villada, eskiden Papa Innocent XI’e ev sahipliği yapmış olan bu butik mücevher, Como Gölü kıyısında dünya çapındaki seyahat tutkunları için bir “gitmeden önce mutlaka kalınmalı” durağı. 24 odasının her biri ayrı bir tarzda tasarlanmış ve binanın zengin tarihini özenle korunmuş, detaylı süslemelerle yansıtıyor. Bu yıl yeniden hem “Avrupa’nın En İyi Oteli” hem de “En İyi Butik Otel” ödülünün sahibi oldu.
3. Capella – Bangkok, Tayland

İş dünyası ve kalabalıkla özdeşleşmiş bir şehirde, Capella Bangkok tam da buna çözüm sunuyor. 101 oda ve süitin tümü, Chao Phraya Nehri manzarasına açılırken, ferahlık ve ışık tasarımın rehberi oluyor. Göz alıcı iç mekanların ötesinde, Capella Culturists ekibi şehirde unutulmaz bir keşif deneyimi yaşamanız için yanınızda.
2. Four Seasons Hotel Bangkok at Chao Phraya River – Bangkok, Tayland

Chao Phraya Nehri kıyısında konumlanan bu tasarım odaklı Four Seasons tesisi, 2025’te Ferrari Trento Most Admired Hotel Group Ödülü’nü kazandı. Otel, bir şehir otelinden çok tatil köyü hissi veriyor. 299 odası modern, geniş ve konukları rahatlamaya davet edecek şekilde tasarlanmış.
1. Rosewood – Hong Kong

Göğe uzanan gökdelenler ve lüks otellerle dolu Hong Kong’da, Rosewood Hong Kong bir adım öne çıkıyor. 2019’da hızla büyüyen Asya otel grubunun amiral gemisi olarak açılan tesis, modern Asya minimalizmi ile lüks konukseverliği bir araya getirmesi sayesinde kısa sürede öne çıktı.
Hong Kong, ultra lüks konaklama konusunda yabancı değil, ancak Rosewood’un aynı anda çok sayıda konuğa eksiksiz bir deneyim sunma kapasitesi rakipsiz. 400’den fazla odasıyla, odalar 53 m²’den başlıyor. İki yıl boyunca podyumda yer aldıktan sonra, Rosewood Hong Kong bu yıl zirveye oturuyor ve “2025 Dünyanın En İyi Oteli” seçiliyor.

