Sözen Group CEO’su & FSUMMIT Kurucusu Gökmen Sözen, FSUMMIT 2026’da ağırlama sektörünü; gastronomi, turizm, yatırım, teknoloji ve sürdürülebilirliğin birlikte çalıştığı entegre bir ekosistem olarak ele alıyor. Antalya’da iki gün boyunca şekillenen bu yaklaşım, sektörün geleceğine dair güçlü bir perspektif sunuyor.
Bu yıl 12–13 Şubat 2026 tarihlerinde Antalya NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen FSUMMIT 2026, ağırlama sektörünü bugünün ihtiyaçları ve geleceğin yapısal dinamikleriyle birlikte ele alan güçlü bir platform olarak tamamlandı. Bu yıl “Ağırlama Sisteminde Ekosistem” temasıyla gerçekleştirilen zirve; gastronomi, turizm, yatırım, teknoloji, sürdürülebilirlik ve insan kaynağını aynı zeminde buluşturarak sektörün çok katmanlı yapısını bütüncül bir bakışla değerlendirdi.
Zirvenin kurucusu, Sözen Group CEO’su & FSUMMIT Kurucusu Gökmen Sözen, FSUMMIT 2026’nın ardından ortaya çıkan tabloyu sektörel bir zihinsel dönüşüm olarak tanımlıyor.
“Ağırlamayı sistem olarak ele almak, sektörün bugünkü gerçekliğini doğru okumak anlamına geliyor”
Sözen’e göre ağırlama sektörü bugün; gastronomi, turizm, yatırım, teknoloji, sürdürülebilirlik ve insan kaynağının birlikte çalıştığı entegre bir yapı halinde ilerliyor. Bu nedenle FSUMMIT 2026’nın teması, sektöre bütünsel bir perspektif sunuyor:
“FSUMMIT 2026’da ağırlamayı bir sistem olarak ele alıyoruz. Çünkü bugün başarı; satın alma zincirinden operasyonel verimliliğe, teknolojiden çevresel sorumluluğa kadar birbirini besleyen ilişkilerle şekilleniyor. Bu ilişkileri birlikte okumak, sektörün daha güçlü ve sürdürülebilir ilerlemesini sağlıyor.”
Bu yaklaşımın, sektör genelinde yeni bir düşünme pratiğini beraberinde getirdiğini vurgulayan Sözen, ekliyor:
“Bu tema, ilişkisel ve bütüncül düşünme biçimini merkezine alıyor. Ağırlama sektörü bu sayede daha dayanıklı, ölçeklenebilir ve geleceğe hazır bir yapı kazanıyor.”
Gastronomi, ekosistemin merkezinde konumlanıyor
FSUMMIT 2026’da gastronomi, deneyim üretmenin yanı sıra destinasyon değerini besleyen ve yerel ekonomiyi güçlendiren stratejik bir alan olarak ele alındı. Sözen, gastronominin ağırlama ekosistemindeki konumunu şöyle özetliyor:
“Gastronomi; destinasyon yaratıyor, kültürel anlatıyı güçlendiriyor ve yatırım kararlarına yön veriyor. Bir restoran ya da otel mutfağı; insan kaynağından tedarik zincirine, marka değerinden sürdürülebilirliğe kadar pek çok sürecin merkezinde yer alıyor.”
Bu çerçevede şeflerin ve gastronomi profesyonellerinin etki alanının da genişlediğini belirten Sözen, gastronomiyi ekosistemin kalbi olarak tanımlıyor.
“FSUMMIT, birlikte düşünmenin sahneye taşındığı bir platform”
FSUMMIT 2026’da gerçekleşen paneller, sektörün farklı bileşenlerini ortak bir zeminde buluşturdu. Otel ve restoran yöneticilerinden yatırımcılara, şeflerden satın alma profesyonellerine uzanan geniş konuşmacı profili, ekosistem yaklaşımının sahnedeki karşılığını güçlendirdi.
“FSUMMIT’i, sektörün birlikte düşündüğü ve ortak akıl ürettiği bir platform olarak kurguluyoruz,” diyen Sözen, bu yapının en önemli çıktısını şöyle ifade ediyor:
“Panellerde farklı disiplinlerin aynı sorulara farklı perspektiflerden yaklaşması, sektörün gelişimi için çok kıymetli bir zemin oluşturuyor.”
Kalıcı ilişkiler ve uzun vadeli değer
FSUMMIT 2026’nın etkisinin zirve günleriyle sınırlı kalmadığını vurgulayan Sözen, etkinlik sonrasında devam eden temasların önemine dikkat çekiyor:
“FSUMMIT sonrasında başlayan görüşmelerin, yeni projelere ve uzun vadeli iş birliklerine dönüşmesi bizim için büyük bir değer yaratıyor. Bu süreç, sektörün birlikte üretme kültürünü güçlendiriyor.”
Bu yaklaşımın; Gastromasa, Gault&Millau Türkiye, Salon du Chocolat Istanbul ve diğer platformlarla birlikte geliştiğini belirten Sözen, bu yapıları birbirini tamamlayan bir bütün olarak konumlandırıyor.
Antalya’dan ayrılan perspektif
FSUMMIT 2026’ya katılan profesyonellerin Antalya’dan; yatırım, operasyon, sürdürülebilirlik ve teknoloji başlıklarını aynı çerçevede değerlendirebilecek bir bakış açısıyla ayrıldığını ifade eden Sözen, zirvenin temel kazanımını şu sözlerle özetliyor:
“FSUMMIT 2026, ağırlamayı turizmden gastronomiye, yatırımdan teknolojiye uzanan güçlü bir sistem olarak düşünme pratiği kazandırıyor. Bu yaklaşım, sektörün geleceğini birlikte inşa etmenin en sağlam yolu.”

